
Amir, Afrika’nın küresel ekonomideki yerine ilişkin açıklamada, kıtanın artan öneminin, yalnızca dış aktörlerin doğal kaynaklara olan talebinden kaynaklanmadığını vurguladı.
Prof. Dr. Amir, “Demografik değişim, bölgesel entegrasyon çabaları, kentleşme ve yönetişim çerçevelerindeki dönüşüm, Afrika’nın küresel ekonomi içindeki ağırlığını artırıyor.” dedi.
Afrika’nın aynı zamanda ciddi yapısal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Amir, kıtanın potansiyelini kapsayıcı kalkınmaya dönüştürüp dönüştüremeyeceğinin yönetişim reformları, üretken dönüşüm, bölgesel entegrasyon ve küresel ekonomiyle daha adil ilişkiler kurma kapasitesine bağlı olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Amir, Afrika’nın küresel ekonomik sistemdeki konumunun son yıllarda belirgin biçimde değiştiğini belirterek "Afrika büyüme, jeopolitik, enerji dönüşümü, gıda güvenliği, demografi ve küreselleşmenin geleceği ile ilgili tartışmaların merkezinde yer alıyor." diye konuştu.
"Çok kutuplu dünya düzeninde Afrika ülkelerinin siyasi ve diplomatik ağırlığı artıyor"
Afrika’nın küresel ekonomi açısından artan öneminin beş temel faktöre dayandığını belirten Amir, bunları demografi, doğal kaynaklar, pazar potansiyeli, coğrafi konum ve jeopolitik olarak sıraladı.
Afrika’nın, 21. yüzyıl boyunca çalışma çağındaki nüfusu hızla artmaya devam edecek tek bölge olduğunu belirten Prof. Dr. Yahya Amir, Avrupa ve Doğu Asya’da iş gücünün daraldığını, Afrika’da ise genç, büyüyen ve giderek kentleşen bir nüfusun ortaya çıktığını kaydetti.
Somaville Üniversitesinden Prof. Dr. Amir, “Afrika, küresel ekonomi açısından geleceğin iş gücü ve tüketici tabanını temsil ediyor.” ifadesini kullandı.
Doğal kaynaklar açısından Afrika’nın stratejik öneminin enerji dönüşümüyle daha da arttığını belirten Amir, kıtanın yeşil teknolojiler için kritik öneme sahip minerallerin önemli bir bölümüne sahip olduğunu dile getirdi.
Yahya Amir, tarım, arazi ve su kaynaklarının da küresel gıda güvenliği açısından Afrika’yı kilit bölge haline getirdiğini söyledi.
Afrika şehirlerinde büyüyen orta sınıfın, kıtayı yalnızca ham madde kaynağı değil, aynı zamanda büyüyen bir pazar haline getirdiğini ifade eden Amir, Afrika’nın küresel ticaret yollarının kesişim noktasındaki jeostratejik konumunun da önemini artırdığını belirtti.
Amir, çok kutuplu dünya düzeninde Afrika ülkelerinin siyasi ve diplomatik ağırlığının arttığını vurguladı.
"Yönetişim ve altyapı sorunları kalkınmanın önünde engel"
Afrika’nın zengin doğal kaynaklarına rağmen sürdürülebilir kalkınma sağlayamamasının temel nedenlerine değinen Amir, zayıf yönetişim, altyapı eksiklikleri ve dışsal yapısal faktörlerin bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti.
Birçok Afrika ülkesinde kurumların zayıf olduğunu, hesap verilebilirliğin sınırlı kaldığını ve kaynak gelirlerinin dar siyasi çevrelerde toplandığını ifade eden Amir, bu durumun eşitsizliği ve kırılganlığı artırdığını belirtti.
Prof. Dr. Amir, devlet kapasitesinin yetersiz olduğu ülkelerde, çok uluslu şirketlerle adil sözleşmeler yapılmasının ve çevre ile iş gücü standartlarının uygulanmasının zorlaştığını dile getirdi.
Altyapı açığının, sanayileşmenin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu kaydeden Amir, ulaşım, enerji, su ve sanitasyon eksikliklerinin üretkenliği sınırladığına dikkati çekti.
Prof. Dr. Amir, Afrika ekonomilerinin küresel değer zincirlerinde düşük katma değerli alanlarda sıkıştığını ve ticaret kuralları, ürün fiyatlarındaki dalgalanmalar ve borç döngülerinin bu durumu pekiştirdiğini söyledi.
Afrika’nın ham madde ihracatçısı olarak kalmasının uzun vadeli refah sağlamayacağını belirten Amir, sanayileşme ve katma değerli üretimin zorunlu olduğunu vurguladı.
Amir, yapısal dönüşümün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir tercih olduğunu kaydetti.
AfCFTA ve Türkiye-Afrika ilişkileri yeni fırsatlar sunuyor
Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin (AfCFTA) kıta tarihinde en iddialı entegrasyon girişimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Amir, doğru uygulanması halinde sanayileşme, bölgesel değer zincirleri ve ölçek ekonomileri açısından dönüştürücü olabileceğini belirtti.
Ancak uygulamada üretim kapasitesi, altyapı yetersizlikleri, gümrük reformları ve menşe kurallarının ciddi zorluklar yarattığını belirten Amir, küçük ve kırılgan ekonomilerin uyum maliyetlerinden endişe duyduğunu ifade etti.
Türkiye-Afrika ekonomik ilişkilerine de değinen Yahya Amir, Türkiye’nin Çin, Avrupa Birliği ve Körfez ülkelerine kıyasla orta ölçekli bir aktör olduğunu ancak pratik, sahada varlık gösteren ve esnek bir yaklaşım sunduğunu dile getirdi.
Türk özel sektörünün hız, uyum yeteneği ve maliyet etkinliği açısından avantajlı olduğunu belirten Amir, finansman kısıtlamalarının ve sınırlı sanayi yatırımlarının zayıf yönler arasında yer aldığını kaydetti.
Prof. Dr. Amir, Türkiye-Afrika ilişkilerinin uzun vadeli stratejik ortaklığa dönüşmesi için sanayi işbirliğine, ortak yatırımlara, mesleki eğitime ve teknoloji transferine öncelik verilmesi gerektiğine işaret etti.
AfCFTA’nın bu işbirliği için yeni fırsatlar sunduğunu belirten Amir, Türkiye’nin Afrika sanayileşmesine ortak olup olmayacağının belirleyici olacağını söyledi.
Afrika’nın küresel ekonomide daha adil bir konum elde etmesi için içerde güçlü yönetişimin ve bölgesel entegrasyonun, dışarıda ise kolektif müzakere gücünün şart olduğuna dikkati çeken Amir, “Mesele küresel ekonomiden kopmak değil, kalkınmayı destekleyen koşullarla entegre olmaktır.” dedi.
































Yorum Yazın