
Türkiye'den ocak ayında 929 milyon 526 bin dolarlık hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı gerçekleştirildi.
Türkiye İhracatçılar Meclisinden (TİM) yapılan açıklamaya göre, ocak ayında Türkiye'den 190 ülke ve serbest bölgeye 867 bin 182 ton hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri satıldı.
Bu ihracat karşılığında 929 milyon 526 bin dolarlık gelir elde eden sektör temsilcileri, en fazla ihracatı 88 milyon 250 bin dolar ile ayçiçek yağında yaptı. 86 milyon 187 bin dolar ihracat ile çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada, 76 milyon 135 bin dolarla tatlı bisküvi ve gofretler üçüncü sırada yer aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Rusya'nın tarımda yalnızca ham madde satan bir ülke olmaktan çıkarak küresel gıda zincirinin daha yukarı halkalarına yerleşmeyi hedefleyen yeni bir stratejiye yöneldiğini ifade etti.
Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmelerinin, Moskova'nın bu konuda kararlı olduğunun bir işareti olduğuna değinen Tiryakioğlu, şunları kaydetti:
"Rusya'nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesidir. Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya'nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz."
Rusya'nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerine dikkati çeken ve AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması'nın küresel ticaret üzerindeki muhtemel etkilerini, gıda sektörü adına değerlendiren Tiryakioğlu, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin AB'ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB'ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan'ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB'ye yönelik şimdilik bir 'pirinç seli' beklenmiyor."
Tiryakioğlu, "Hindistan'ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni işbirlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir." ifadelerini kullandı.
































Yorum Yazın