
Türk madencilik sektörü, sürdürülebilirlik alanında oluşturulan ortak standartlar çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği performansını güçlendirerek iş kazalarını sıfıra indirmeyi ve sektörde güvenlik kültürünü kalıcı hale getirmeyi hedefliyor.
Türkiye Madenciler Derneği (TMD), sektör genelinde sürdürülebilirlik ilkelerini kurumsal çerçeveye oturtmak amacıyla Sorumlu Madencilik İnisiyatifi'ni başlatarak bu kapsamda iş sağlığı ve güvenliğine odaklanan Güvenli Madencilik Forumu'nu devreye aldı.
Derneğin dört temel ilke üzerine yapılandırdığı programın ilk ayağını oluşturan forum, ilk saha toplantısını tamamladı. Türkiye'nin önde gelen 16 madencilik şirketini aynı platformda buluşturan yapı, iş sağlığı ve güvenliği performansını uluslararası standartlar seviyesine yükseltmeyi hedefliyor.
Forum kapsamında şirketler, tüm kaza ve güvenlik verilerini International Council on Mining and Metals (ICMM) standartlarına göre raporlayacak. Anonimleştirilen veriler her altı ayda bir TMD ile paylaşılacak ve ilerleyen süreçte kamuoyuna açıklanacak.
TMD, rekabet yerine insan hayatını merkeze alan bu modelin ağır sanayide benzeri olmayan bir yapı oluşturduğunu ve sektörde güvenlik kültürünü kalıcı biçimde güçlendireceğini belirtiyor.
TMD Başkanı Mehmet Yılmaz, Güvenli Madencilik Forumu'na adım atan 16 şirketin sektördeki toplam çalışanların yaklaşık yüzde 20'sini istihdam ettiğini dile getirerek, "Bu tablo, hedefimize doğru önemli bir mesafe aldığımızı gösteriyor." dedi.
Yılmaz, madencilik sektöründe yalnızca ekonomik değerin değil, bölgedeki yaşamın da korunması gerektiğine işaret ederek, "Eğer bir yere değer katarak gidiyorsak, üretilen altın, kömür, krom ya da kurşundan daha kıymetli olan şey, o bölgedeki yaşamın kendisidir. Madenler insanı ve çevreyi gözeterek işletilmeli, başta yöre halkı olmak üzere kamuoyuna somut bir kamu yararı sunmalıdır." ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirlik çalışmalarında su yönetiminin kritik bir başlık olduğunu vurgulayan Yılmaz, iklim değişikliğiyle birlikte suyun stratejik bir kaynak haline geldiğini söyledi. Yılmaz, proses sularının arıtılarak yeniden kullanılmasının, yer altı suyu yerine yüzey sularının tercih edilmesinin ve deşarjın en düşük seviyede tutulmasının bu noktada temel uygulamalar arasında yer aldığını belirtti.
Hedef sıfır kaza
Yılmaz, madencilik sektöründe ölümlü iş kazalarının toplam ölümlü iş kazaları içindeki payının yaklaşık yüzde 4 civarında olduğuna dikkati çekerek, "Her kaza önlenebilir. Liderlik, eğitim ve bunun bir kültüre dönüştürülmesiyle kazaların önüne geçilebilir." dedi.
Bu kapsamda dernek bünyesinde Sürdürülebilir Madencilik İnisiyatifi'nin hayata geçirildiğini aktaran Yılmaz, geçen yıl imzalanan protokolle üyelik için sürdürülebilir madencilik ilkelerine uyum yönünde somut adım atma şartı getirildiğini ve sürecin kademeli ilerlediğini bildirdi.
Yılmaz, ayrıca madenlerde meydana gelen iş kazalarının ortak bir platformda toplanarak kapsamlı bir veri tabanı oluşturulması amacıyla Güvenli Madencilik Forumu'nun kurulduğunu, kazaların kök neden analizlerinin sektörle paylaşılacağını ve tekrarının önlenmesine yönelik ortak bir anlayış geliştirileceğini söyledi.
Madencilikte, insan ve çevre odaklı yaklaşım aramaları hızlandıracak
İnsanı ve çevreyi odağa alan faaliyetlerle maden aramalarının hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Madenciler olarak daha fazla risk sermayesini arama faaliyetlerine çekmek zorundayız." diye konuştu.
Yılmaz, kamu tarafında ise ruhsat güvencesinin büyük önem taşıdığına değinerek, "Faaliyet gösteren şirketler gerekli ruhsat ve izinleri yerine getirdikten sonra süreçlerin yavaşlamaması ve belirsizlik yaşanmaması için devlet desteği çok önemli." dedi.
Madencilik alanındaki sivil toplum kuruluşları ve sektör paydaşlarının insanı ve çevreyi önceleyen yaklaşımlara yönelmesi gerektiğini belirten Yılmaz, madencilikte "ülke menfaatleri ve dışa bağımlılığı azaltma" perspektifinin öne çıkması gerektiğini kaydetti.
2026'da 10 milyar dolar ihracat için kollar sıvandı
Yılmaz, madencilik ihracatının geçen yıl 6,2 milyar dolara ulaştığını aktararak, "İlerleyen dönemde ihracat hedefimizi 10 milyar dolar olarak belirledik." ifadesini kullandı.
Geçen yıl yaklaşık 92 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen dış ticaret açığının, petrol ve doğal gaz hariç tutulduğunda 45 milyar dolarlık kısmının madencilikten kaynaklandığı anlatan Yılmaz, bunun yaklaşık 24,5 milyar dolarının da altın ithalatı olduğunu bildirdi.
Yılmaz, Türkiye'nin yalnızca yurt içinde değil, Özbekistan, Nijer ve Sudan gibi ülkelerde de projeler yürüttüğünü anımsatarak, jeopolitik gelişmelerle birlikte madenciliğin stratejik öneminin arttığını vurguladı.
Yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı potansiyeline sahip Türkiye'de 10 bin ton seviyelerinde altın maden varlığı bulunduğunu aktaran Yılmaz, bu kaynakların daha etkin değerlendirilmesiyle ihracatın artırılabileceğini ve dış ticaret açığının azaltılabileceğini dile getirdi.
Kaynak: AA
































Yorum Yazın