
Üsküdar Üniversitesi 11. Yüksek İnsanî Değerler Ödülleri Sahiplerini Buldu
Edebiyat, eğitim, yaşam ve bilim alanlarında iz bırakan, fayda sağlayan, değer oluşturan başarılara yönelik sunulan Yüksek İnsani Değerler (YİDER) ödülleri bu yıl Prof. Dr. Aysel Aziz, Nilgün Çiçek, Dr. Ömer Demirbağ, Serap Güler ve Ümit Güler, Taha Akyol, Taha Kılınç, Prof. Dr. Zuhal Baltaş ile Prof. Dr. Acar Baltaş’a verildi.
Toplumsal barışın inşasının, çocuklara erdemli olmanın önemini göstermekle başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuklara, kısa vadede çıkarcı olmanın kârlı görünebileceği kapitalist bir sistemde, erdemli olmanın orta ve uzun vadede gerçek faydayı sağlayacağı öğretilmeli. Dürüstlük en değerli para, güven en yüksek saygınlıktır.” ifadelerini kullandı. Tarhan, insani değer mirasının hızla tükendiğine de dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi, Adalet, Dürüstlük, Şefkat ve Merhamet, Şeffaflık, Cesaret, Empati ve Sorumluluk, Güven ve Sadakat, Utanma, Alçakgönüllülük, Yardımlaşma, Helalleşme, Selamlaşma, İçtenlik, Bağışlama, Cömertlik, Fedakârlık, Minnettarlık, Çoğulculuk, Katılımcılık, Özgürlükçülük, Hesap Verebilirlik, Uzlaşmacılık, Yenilikçilik, Vefa …gibi 24 altın değeri yaşatmak amacıyla her sene Üsküdar Üniversitesi Seçici Kurulu’nun değer gördüğü kişi ve kurumlara “Yüksek İnsani Değerler Ödülleri” ni takdim ediyor.
Bu yılki Üsküdar Üniversitesi 11. Yüksek İnsani Değerler Ödülleri Töreni, katılımın yoğun olduğu bir programla Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumunda düzenlendi.
Şaban Özdemir’in sunuculuğunda gerçekleştirilen törende ödüller;
Yürüttüğü akademik ve kurumsal çalışmalarla iletişim fakültelerinde kalite, etik ve akreditasyon bilincinin yerleşmesine öncülük eden ve Türkiye’de iletişim bilimlerinin kurumsallaşmasına ve akademik niteliğinin yükseltilmesine çalışmalarıyla yön veren yazar Prof. Dr. Aysel Aziz,
Engelli oğlu Muratcan Çiçek’in eğitim ve yaşam yolculuğunda gösterdiği olağanüstü özveri, kararlılık ve sarsılmaz inançla anneliği bir insanî değer örneğine dönüştüren Nilgün Çiçek,
Türk dili ve edebiyatı alanındaki uzun soluklu akademik çalışmaları ile kültürel mirasın korunması ve aktarılmasına yönelik bilimsel katkılar sunan, özellikle genç kuşaklarda edebiyat, dil ve kültür bilincinin gelişmesine etki sağlayan akademisyen, yazar ve şair Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ,
Arda Güler’in kişilik gelişimine yön veren değer temelli ebeveynlik anlayışları, her koşulda sergiledikleri özverili destek ve topluma örnek teşkil eden güçlü aile modelleri ile günümüz toplumunda insanî değerlerin yaşatılmasına katkı sunan Serap Güler ve Ümit Güler,
Uzun yıllara yayılan yazarlık hayatı boyunca hukukun üstünlüğünü gözeterek toplumsal olayları sağduyulu yaklaşımı ve tarihsel perspektif bilinciyle ele alan gazeteci, yazar Taha Akyol,
Ortadoğu ve İslam dünyası üzerine yaptığı derinlikli araştırmalar, nitelikli yayınlar ve kamuoyunun doğru bilgilenmesine yönelik katkılarıyla tarihsel ve güncel meseleleri anlaşılır kılarak kültürel bilinç ve toplumsal farkındalık oluşturan tarihçi, yazar Taha Kılınç,
Psikolojiyi Türkiye’de geniş kitlelerle buluşturarak insan ihtiyaçları, iş dünyası ve günlük yaşam için dönüştürücü bir rehber haline getiren, Türkiye’de stres ve beden dili kavramlarını bilimsel ve kuramsal temelleriyle psikoloji literatürüne kazandırarak bu alanların gelişimine öncülük eden ve psikolojik bilgiyi disiplinli, etik ve toplumsal fayda odaklı bir yaklaşımla temellendirerek alanında örnek bilim insanları olan, psikolog, yazar Prof. Dr. Zuhal Baltaş ile psikolog, yazar Prof. Dr.Acar Baltaş’a takdim edildi.
Prof. Dr. Nazife Güngör: “İnsanlık, maddi değerleri abartarak insani değerleri ihmal ediyor”
Törenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, yıllardan beri Yüksek İnsani Değerler Ödülü’nün topluma ve insanlığa katkı sağlayan çalışmaları onurlandırdığını vurguladı.
“Üniversitelerin temel misyonu eğitim-öğretim ve bilim hizmetleri sunmak olsa da aynı zamanda toplumsal sorunlara duyarlılık göstermek ve çözüm üretmek de önemli bir görevdir.” diyen Prof. Dr. Güngör, akademisyenler ve bilim insanlarının, çalışmalarını sadece bilgi üretmek için değil, insanlığın inşasına katkıda bulunmak amacıyla yürütmesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Nazife Güngör konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Günümüzde insanlık büyük uygarlıklar ve toplumsal sistemler kurarken, insani değerlerin giderek geri plana itildiği bir süreç yaşanıyor. Maddi ve parasal değerlerin artışı, ne yazık ki insanlık değerlerinin azalmasına yol açtı. İnsan üretimi olan tüm değerlerin, insanın temel değerleriyle çelişmemesi gerekir; değer üretirken insanlığın azalmaması esastır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, modern uygarlıkta şiddet ve haz odaklı davranışlar giderek yaygınlaşıyor, insanları tanımlayan değerler haz aracı hâline geliyor. İnsanlık, maddi değerleri aşırı ön plana çıkararak, bunları taparcasına yüceltiyor ve bu süreçte insani değerleri göz ardı ediyor.
Buna karşın ümitsizliğe düşmemek gerekir. Aklımızı, eğitimimizi ve duygusal yeteneklerimizi güçlendirerek, ruhumuzu iyileştirme çabamız devam etmeli. Yüksek İnsani Değerler Ödülü, işte bu iyileşme yolunda küçük ama anlamlı bir katkı sunmayı amaçlıyor. Üniversite olarak, insanlığın değerlerini koruma ve geliştirme yolundaki bu çabaya katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. Bu ödülü almayı kabul ederek üniversiteyi onurlandıran değerli konuklarımıza teşekkür ediyor, saygılar sunuyoruz.”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Değerler, hayata dokunan ‘trafik levhaları’ gibi rehber niteliğindedir”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan açılış konuşmasında, Yüksek İnsani Değerler Ödüllerinin, özellikle dijital çağda insan kalabilmenin önemine dikkat çekmek amacıyla verilmeye başlandığını aktardı.
İnsanlığın genetik olarak doğuştan mevcut olsa da erdemler ve değerlerin ancak sosyal bir ortamda öğrenilerek geliştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle değer aktarımı, çocukların kişiliğini ve karakterini inşa etmede kritik bir rol oynar. Dijital çağ, ailelerin yerine geçtiği için çocukların değerlerle yetişmesini zorlaştırıyor. Üniversiteler ve eğitim kurumları, topluma ruh sağlığına yatırım yapmanın, güven duygusunu oluşturmanın ve teknolojiye doğru yön vermenin önemini anlatmakla sorumlu. Teknoloji tarafsızdır; doğru kullanıldığında insanlığa katkı sağlar, yanlış kullanıldığında ise zararlı olabilir. Bu yüzden değerler, hayata dokunan ‘trafik levhaları’ gibi rehber niteliğindedir.” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Tarhan: “Çocuklara değerler öğretilmediğinde, zeki ve başarılı olsalar da erdemsiz olarak yetişebilirler”
Toplumsal barışın inşasının, çocuklara erdemli olmanın önemini göstermekle başladığını vurgulayan Tarhan, “Çocuklara, kısa vadede çıkarcı olmanın kârlı görünebileceği kapitalist bir sistemde, erdemli olmanın orta ve uzun vadede gerçek faydayı sağlayacağı öğretilmelidir.” dedi.
İnsani değer mirasının hızla tükendiğine dikkat çeken Tarhan, dürüstlüğün en değerli para, güvenin en yüksek saygınlık olduğunun altını çizdi ve ekledi:
“Bu değerler öğretilmediğinde, çocuklar zeki ve başarılı olabilir ama erdemsiz bir birey olarak yetişebilir. Örneğin zeki bir çocuk, bilgisayar mühendisi olarak hacker olabilir; tıp fakültesi mezunu, yenidoğan çetesi gibi oluşumlarda yer alabilir ya da bir kimya mühendisi yasaklı madde üretebilir. Bu nedenle küçük yaşta karakter ve erdem eğitimi kritik önemdedir.
Araştırmalar, çocukların erdemleri özellikle 4-6 yaş arasında öğrenmeye başladığını gösteriyor. Bu yaşlarda paylaşmayı, yardımlaşmayı, empatiyi öğrenmeleri, ileride sağlıklı ve sorumlu bireyler olmaları için temel oluşturur. Eğitim sistemleri, bu yaş grubuna yönelik değer aktarımını güçlendirmeli ve topluma yatırım yapmalı.
Üniversite, dijital çağın yalnızlığına, şiddetine ve toplumsal değişimlere karşı durarak, gençlerin ve toplumun ruh bağını güçlendirmeyi hedefler. Bu yolda, değerlerin öğretilmesi ve rol modeller aracılığıyla toplumun bilinçlendirilmesi, eğitim ve sosyal sorumluluğun temel taşlarını oluşturur.”
Alfabetik sıraya göre sahiplerine takdim edilen ödüllerin ilki iletişim fakültelerinde kalite, etik ve akreditasyon bilincinin yerleşmesine öncülük eden ve Türkiye’de iletişim bilimlerinin kurumsallaşmasına ve akademik niteliğinin yükseltilmesine çalışmalarıyla yön veren yazar Prof. Dr. Aysel Aziz’e verildi.
Prof. Dr. Aysel Aziz: “Teknolojinin yoğun olduğu günümüzde, insani değerlerin korunması daha da önemli!”
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ile Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik’in ödülünü takdim ettiği Prof. Dr. Aysel Aziz, Yüksek İnsani Değerler Ödülü’nü almanın kendisi için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ödülün kendisine verilmesinin ardından, sahip olduğunu düşündüğü değerleri yeniden sorgulamaya başladığını belirten Aziz, bu süreci bir tür iç hesaplaşma olarak tanımlayarak ve şunları söyledi:
“Üsküdar Üniversitesi’nin bu ödüller aracılığıyla toplumsal değerleri öne çıkarmasını son derece anlamlı buluyorum. Üniversitelerin yalnızca eğitim vermek ve bilim üretmekle sınırlı kalmaması, aynı zamanda toplumsal katkı sağlaması geriyor.”
Prof. Dr. Aziz: “Bu ödüllerin bir örneğine rastlamadım”
Yüksek İnsani Değerler Ödülleri Türkiye’de ve dünyada benzerine çok az rastlanan bir uygulama olduğunun da altını çizen Aziz, “Yapay zeka yardımıyla da araştırmalar yaptım, bu kapsamda benzer bir örneğe rastlamadım. Bu durum, üniversitenin yürüttüğü çalışmanın özgünlüğünü ve değerini ortaya koyuyor. Teknolojinin ve özellikle yapay zekânın hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, insani değerlerin korunması daha da kritik hâle geldi. Bu tür girişimler toplumda erdem kavramını yeniden hatırlatıyor. Üsküdar Üniversitenin bu alandaki çabalarının, diğer kurumlara da örnek olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Anne Nilgün Çiçek’e Yüksek İnsani Değerler Ödülü
11. Yüksek İnsani Değerler Ödülleri kapsamında ödüle layık görülen diğer isim ise engelli oğlu Muratcan Çiçek’in eğitim ve yaşam yolculuğunda gösterdiği olağanüstü özveri, kararlılık ve sarsılmaz inançla anneliği bir insanî değer örneğine dönüştüren Nilgün Çiçek’e takdim edildi.
Oğlu Muratcan ile sahneye davet edilen Çiçek’e ödülünü Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka takdim etti. Nilgün Çiçek, “Beni bu ödüle layık görenlere teşekkür ediyorum. Oğlumla gurur duyuyorum.” dedi.
Dr. Ömer Demirbağ: “Muratcan Çiçek ile aynı platformda yer almak onur verici”
Türk dili ve edebiyatı alanındaki uzun soluklu akademik çalışmaları ile kültürel mirasın korunması ve aktarılmasına yönelik bilimsel katkılar sunan, edebiyat, dil ve kültür bilincinin gelişmesine etki sağlayan akademisyen Dr. Ömer Demirbağ da ödül alanlar arasındaydı.
Demirbağ’a ödülünü Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel verdi. Dr. Demirbağ bu ödüle layık görülmesinin kendisi için son derece kıymetli olduğunu, Muratcan Çiçek ile aynı platformda yer almak onuruna sahip olduğunu sözlerine ekledi.
Milli futbolcu Arda Güler’in ailesi de Yüksek İnsani Değerler Ödüllerine layık görüldü
Yüksek İnsani Değerler ödülleri arasında Real Madrid forması giyen milli futbolcu Arda Güler’in anne ve babası da vardı. Arda Güler’in kişilik gelişimine yön veren değer temelli ebeveynlik anlayışları, sergiledikleri özverili destek ve topluma örnek teşkil eden güçlü aile modelleri Serap Güler ve Ümit Güler’e ödül takdim edildi.
Ödülü Baba Güler aldı
“İlk kez bir şey başardığımı hissettim”
Baba Güler’e ödülünü Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan takdim etti. Gururlu olduğu gözlenen Güler ise duygularını şu cümlelerle ifade etti:
“Bugüne kadar pek çok üniversiteden davet aldık ancak bir baba olarak kendimi böyle bir ortamda konuşma yapacak kadar başarılı görmediğim için bu davetleri erteledik. İlk kez bu kadar değerli insanla birlikte ödül alırken bir şey başardığımı hissettim. Öğrenci arkadaşlarıma birkaç şey söylemek istiyorum; biz anne-baba olarak Arda'nın yanında dururken aslında çok bir şey yapmadık. Yani sizlerin anne ve babaları sizlere okul seçiminde yol gösterirken, öğretmen seçiminde yol gösterirken zaten bizim yaptığımız şeyin aynısını yapıyorlar. Burayı kaçırmayın. Aradaki fark Arda’nın yaptığı işi çok sevmesi, emek vermesi ve bulunduğu alanın görünürlüğü.”
“İnsanlar Arda’yı çok seviyor, iyi bir futbolcu olduğu için değil; karakterini seviyorlar!”
Baba Ümit Güler toplumun Arda’ya olan sevgisini ise şu sözlerle dile getirdi: “İnsanlar Arda’yı çok sevdiğini söylüyor, ama Arda güzel gol attığı, çok iyi oynadığı ya da çok bilinen bir takımda olduğu için değil; karakterini seviyorlar. Bu bir baba için, anne için çok değerli, çok önemli bir şey. Biz de bunu bozmamaya çalışıyoruz.
Bir de şunu belirtmek istiyorum; geçen hafta Arda bir gol attı. Bu gol evet Arda'nın çok çalıştığı bir goldü, zaten böyle bir şeyi hayal ediyordu. Fakat şöyle bir şey var, ona inanıyorum; bu gol fizikle, güçle, kuvvetle değil, Türkiye'de Arda'ya dua eden insanların gücüyle atılmış bir gol. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Teşekkür ediyorum hepinize, sağ olun.”
Gazeteci Taha Akyol: “Dürüstlük ve utanma duygusunu koruyan bireyler hem ahlaki hem mesleki açıdan güçlü olur!”
11. Yüksek İnsani Değerler Ödülleri alanlar arasında gazeteci-yazar Taha Akyol da vardı. Törene eşiyle katılan Akyol’a ödülünü Prof. Dr. Nevzat Tarhan takdim etti. Akyol konuşmasında gençlere seslendi.
“Benim yaşıma gelmek için önünüzde 60 yıl var. O 60 yılı nasıl yaşayacaksınız?” sorusunu yönelten Akyol, bireyin hayat yolculuğunda alacağı kararların gelecekteki konumunu belirleyeceğini vurguladı.
Toplum içindeki saygınlık, mesleki başarı ve sosyal ilişkilerin niteliğinin, genç yaşlarda benimsenen değerler ve ilkeler doğrultusunda şekillendiğini kaydeden Akyol, şunları söyledi:
“Günümüz dünyasında hızlı sanayileşme, şehirleşme ve kapitalizmin etkisiyle geleneksel değerler zayıfladığı. Geçmişte toplumsal yaşamı düzenleyen saygı, sevgi ve ahlaki sınırlar giderek kaybolurken, modern yaşamın gerektirdiği yeni değerler de henüz tam anlamıyla yerleşmedi. Bu durum, sosyolojide ‘anomi’ olarak tanımlanan, kuralsızlık ve değer kaybı sürecini ortaya çıkardı. Değerlerin zayıflaması, yalnızca bireysel yaşamı değil, toplumsal yapıyı da etkileyerek kutuplaşmayı artırıyor ve ortak bir ahlaki zeminin oluşmasını zorlaştırıyor.
Özellikle dürüstlük ve utanma duygusunun üzerinde durmak istiyorum. Bu değerler toplumsal hayatın temelini oluşturuyor. Geçmişte yanlış bir davranış karşısında hissedilen utanma duygusu, bireyin kendini denetlemesini sağlayan önemli bir mekanizmaydı. Ancak günümüzde bu duygu zayıfladı. Dürüstlük ve utanma duygusunu koruyan bireyler, yalnızca ahlaki açıdan değil, mesleki başarı açısından da daha güçlü bir konuma ulaşır.”
Akyol: “Değerleri sistemli gündeme alan tek kurumun Üsküdar Üniversitesi olduğunu görüyoruz”
Türkiye’de değerler o denli aşındı ki, sayıları 200’ü aşan üniversiteler arasında değerler eğitimini sistemli biçimde gündeme alan tek kurumun Üsküdar Üniversitesi olduğunu görüyoruz ifadelerini kullanan Akyol, “Buraya gelmeden önce üniversitenin belirlediği 24 altın kuralı okudum. Bu değerlerden özellikle iki tanesi üzerinde durmak istiyorum. Birincisi, toplumda ve adalet sisteminde büyük ihtiyaç duyduğumuz dürüstlüktür. İkincisi ise çoğu zaman göz ardı edilen ama son derece önemli olan utanma duygusudur. Uzun yıllar süren gazetecilik ve yazarlık hayatım boyunca katıldığım pek çok etkinlikte, utanma duygusunun bu denli önemli bir değer kaybı olarak ele alındığını ilk kez burada gördüm. Eskiden yanlış yaptığımızda utanırdık; komşunun camını kırdığımızda ya da bir arkadaşımıza kötülük yaptığımızda ailemizden çekinirdik. Bugün ise akran zorbalığı gibi ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Aile değerlerinin yeni nesillere yeterince aktarılamaması bu tablonun önemli nedenlerinden biridir” dedi.
“Tek kişilik devrimin somut örneğini Nevzat Tarhan hocamız ortaya koydu”
Bireysel çaba ve vizyonun toplumsal dönüşümde büyük etkiye sahip olduğunu, tek bir kişinin bile büyük değişimlerin öncüsü olabileceğine dikkat çeken Akyol, “Konuşmamı bitirmeden önce Nevzat Tarhan hocadan da söz etmek isterim. Matbaanın kurucusu olarak bilinen Jan Gutenberg, 1444 yılında Almanya’da ilk İncil’i basmıştır. Kendisi bir bilim insanı değil, bir demir ustasıydı. Ancak insanların kitaplara ulaşmakta zorlandığını fark ederek yaratıcı zekâsını kullanmış ve büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Bu da 24 değer arasında yer alan “yenilikçilik” ilkesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Tek bir insanın gözlemi ve düşüncesi, tarihin en büyük devrimlerinden birine yol açabilir. Nitekim sosyolog Ziya Gökalp da matbaayı en büyük devrimlerden biri olarak tanımlar. Önünüzdeki 60 yıl boyunca bir kişinin neler başarabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Nevzat Tarhan hocanın kurduğu bu üniversite de bunun somut bir örneğidir. Değerler temelli bir yaklaşımı merkeze alan bu tür çalışmalar, bireyin ve toplumun geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Hepinize üstün başarılar diliyorum.” İfadelerini kullandı.
Ortadoğu ve İslam dünyası üzerine yaptığı derinlikli araştırmalar toplumsal farkındalık oluşturan tarihçi, yazar Taha Kılınç da ödül alanlar arasındaydı.
Taha Kılınç ödülünü Uygur Türklerine ithaf etti!
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak’ın ödülünü takdim ettiği Taha Kılınç, böyle bir ödüle layık görülmenin kendisi için büyük bir onur, bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Taha Kılınç konuşmasında Doğu Türkistan’da yaşananlara değindi:
“Bu ödülün bana verilme sebeplerinden bir tanesinin Doğu Türkistan’a yaptığım seyahat olduğunu düşünüyorum. Uzak bir coğrafyada, Ramazan orucunun bile tutulamadığı, teravih namazlarının kılınamadığı, insanların en temel hak ve hürriyetlerinin engellendiği bir coğrafya Doğu Türkistan.
O atmosferi, yaşananları görmek nasip oldu ve dönünce bir seyahatname kaleme aldım. Ben bu ödülü müsaadenizle uzaklardaki kardeşlerimize, Uygur Türklerine ithaf etmek istiyorum.”
Ödüle layık görülen diğer iki isim ise Baltaş çifti oldu.
Prof. Dr. Zuhal Baltaş: “Üniversite, gençlerin değerleri keşfetmesi ve güçlendirmesi için önemli bir platform sunuyor!”
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından ödülü takdim edilen Prof. Dr. Zuhal Baltaş, insani değerleri önemseyerek bunu ilke hâline getiren, üniversite bünyesinde kamuoyunu aydınlatacak bir düzeye taşıyan ve öğrencilerini bu değerler doğrultusunda yetiştirmeyi görev edinen Üsküdar Üniversitesi’ni içtenlikle kutladığını ifade etti.
Prof. Dr. Zuhal Baltaş konuşmasında, “Derinliği oldukça fazla olan bu değerler arasından hangilerine sahip olduklarını gençlerin keşfetmeleri, kendi davranışlarını bu çerçevede analiz etmeleri ve toplumda bu değerlerin erozyona uğradığı alanlarda nasıl güçlendirme sağlayabileceklerine yönelik eylem planları geliştirmeleri açısından son derece önemli bir platform sunulduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Acar Baltaş: “Vicdan gelişimi ile başarı kavramlarını yan yana koyabildiğimizde hedeflerimize daha sağlıklı ulaşabiliriz!”
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy ile Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara tarafından ödülü takdim edilen Prof. Dr. Acar Baltaş ise 20 yılı aşkın süredir iş hayatında değerleri merkeze alan çalışmalar yürüttüklerini hatırlatarak, “İlk başladığımız dönemlerde iş dünyasında değerler üzerine konuşmak adeta yabancı bir dil gibi algılanıyordu. Ancak bugün bu yaklaşımın hayatla bütünleştiğini görmek büyük bir memnuniyet veriyor.” dedi.
Bu sürece küçük de olsa katkı sunmuş olmanın ve bu katkının bir ödülle takdir edilmesinin kendisi için büyük bir mutluluk ve ayrıcalık olduğunu aktaran Prof. Dr. Acar Baltaş, şunları söyledi:
“Vicdan gelişimi ile başarı kavramlarını yan yana koyabildiğimizde hedeflerimize daha sağlıklı bir şekilde ulaşabileceğimize inanıyorum. Akademik başarının yalnızca notlar, sıralamalar ya da rekabet üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir. Bunun yanında; sahip olduklarımızı ne kadar paylaştığımız, kime iyilik yaptığımız, başkalarının başarısına ne ölçüde katkı sunduğumuz ve zor durumda olanlara ne kadar destek olabildiğimiz de en az akademik başarı kadar önemlidir.
Bu bakış açısını hayatın içine yerleştirebildiğimizde, içinde bulunduğumuz zorlu süreçleri birlikte ve daha güçlü bir şekilde aşabileceğimizi düşünüyorum. Bu anlayışın yaygınlaşmasına katkı sağlayan kurumlara da ayrıca teşekkür ediyorum.”
Prof. Dr. İlber Ortaylı unutulmadı
2017 yılında 2. Yüksek İnsani Değerler Ödülleri töreninde kendisine ödül takdim edilen ve geçtiğimiz günlerde yaşamını kaybeden Dünyanın önemli tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı da törende anıldı. Ortaylı’nın 2017 yılında yaptığı konuşma katılımcılarla paylaşıldı.
İlgi ve katılımın yoğun olduğu tören, Üsküdar Üniversitesi Televizyonu ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube hesabından canlı olarak yayınlandı.
Tören toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Kaynak: ekonomim































Yorum Yazın