Tahviller küresel çapta tehdit oluşturuyor
PİYASAABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin 19 yılın en yüksek seviyesini görmesi, enflasyon ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı endişelerini artırırken, bu sebeple artan borçlanma ve yatırım maliyetleri küresel ekonomileri tehdit ediyor.
Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Bu durum Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.
Bunun yanında Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak devreye aldığı günlük 7 milyon varil kapasiteli "Petroline" isimli Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı Irak'tan düzenlenen saldırılar sebebiyle kapatması da petrol arzına ilişkin endişeleri tetikledi.
Bu gelişmelerle ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentiler güçlendi. Güçlenen beklentiler ise tahvillerde satış baskısına neden oluyor.
Tahvillerde görülen satış baskısıyla ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,04'e çıkarak Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Enflasyonun artması tüm piyasalarda risk priminin artmasına yol açıyor
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5 seviyesini aşmasının aslında tüm piyasalar ve ekonomiler açısından bir risk oluşturduğunu söyledi.
Küresel finansal koşulların sertleştiğini ifade eden Ergezen, ABD'nin 10 yıllık tahvilinin risksiz getiri açısından önemli bir referans olduğunu vurguladı.
Ergezen, risk primlerinin tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaptığını ve bunun da küresel piyasalarda kırılganlığa sebep olduğunu söyledi.
Buna paralel olarak ciddi anlamda borçlanma maliyetleri ve iskonto oranlarının da arttığını kaydeden Ergezen, ABD'nin 2025 yılında kredi notunun düşmesinin, ülkenin yüksek borçluluk seviyesinin ve bununla beraber ABD/İsrail- İran Savaşı'nın petrol fiyatlarını artırmış olmasının ülkede enflasyonu hızlandırdığını belirtti.
Ergezen, enflasyonun artmasının ise tüm piyasalarda risk primlerinin artmasına yol açtığını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bütün bunlar aslında küresel piyasalarda oluşan o belirsizliğin ve riskin bir nevi fiyatlaması. Tahvil faizlerindeki hareket de bize bunu gösteriyor. Yüksek tahvil faizlerinin hem borçlanma hem yatırım maliyetlerinin artmasına yol açarak küresel büyümenin yavaşlamasına neden olması bekleniyor. O yüzden de önümüzdeki dönemde küresel ekonomiye dair yavaşlama endişelerinde artışlar olduğunu görebiliriz."
Trump seçimler öncesinde açıklamalarını yumuşatabilir
Kasım ayında ABD'de seçimlerin olacağını anımsatan Ergezen, yüksek seyreden tahvil faizleri ve petrol fiyatlarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump'ın özellikle ekim ayı içerisinde yumuşak açıklamalar yapabileceğini ve buradaki savaşı sonlandırmaya çalışabileceğini belirtti.
Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer da ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'i aşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi görmesinin riskli varlıklar için açık bir tehlike işareti olduğunu vurguladı.
"Tahvillerde görülen bu seviyelerdeki getiri oranları, piyasaların enflasyonun daha uzun süre yüksek kalacağını, faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde seyredeceğini ve ekonomi genelinde borçlanma maliyetlerinin artmasıyla birlikte büyüme üzerinde potansiyel bir baskı oluşacağını fiyatladığını gösteriyor." ifadelerini kullanan Waterer, petrolün bu sorunun tam da merkezinde yer aldığını ifade etti.
Waterer, bu hafta tahvil getirilerinin ham petrol fiyatlarıyla paralel olarak yükseldiğini görmenin hiç de şaşırtıcı olmadığını dile getirdi.
Finansal koşullardaki sıkılık ABD'nin de ötesine geçiyor
Yüksek enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini doğrudan etkilediğini ve yatırımcıları, vadesi daha uzun devlet tahvillerini elinde tutmak karşılığında daha yüksek getiri talep etmeye zorladığını kaydeden Waterer, "Dünyanın referans borçlanma faiz oranı olan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizindeki artış, finansal koşulları ABD'nin çok ötesinde sıkılaştırmaktadır." dedi.
Waterer, bu durumun şirketler ve hükümetlerin sermaye maliyetini artırdığını, hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturduğunu ve gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına da yol açabileceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Petrol kaynaklı enflasyonist baskı hafifleyene kadar yüksek tahvil getirilerinin geçici bir yükselişten ziyade ekonomi üzerinde bir engel oluşturmaya devam etmesi bekleniyor."
İlginizi Çekebilir