Savaş nedeniyle küresel ekonomide enflasyon kapıda
EKONOMİKüresel ekonomide enflasyonist hareketleri tetiklemesi beklenirken, ticarette önemli lojistik merkez olan Körfez ülkelerinin ekonomileri bu savaştan ciddi yara alıyor.
ABD ve İsrail'in İran ile yaşadığı savaşla başlayan enerji krizinin, küresel ekonomide enflasyonist hareketleri tetiklemesi beklenirken, ticarette önemli lojistik merkez olan Körfez ülkelerinin ekonomileri bu savaştan ciddi yara alıyor.
ABD ve İsrail’in İran'a yönelik saldırıları sonrası yaşanan gelişmelerin, bölge ekonomileri yanında küresel ekonomiye etkileri ele alındı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Umman gibi Körfez ülkelerinin ihracatında Asya kıtası öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, tüm dünya gibi Asya ülkeleri için de risk oluşturuyor. Bu durum, Körfez ülkeleri açısından ciddi gelir kaybına yol açarken, yabancı iş gücüne dayalı üretim modelinde de baskıya neden oluyor.
Savaşın başladığı günden itibaren Dubai emlak endeksinde yaklaşık yüzde 26 ve Katar emlak endeksinde yaklaşık yüzde 7 düşüş görülüyor. Öte yandan Dubai finansal market endeksinde yaklaşık yüzde 15 azalış dikkati çekiyor.
Suudi Arabistan borsası, savaşın başladığı gün keskin şekilde gerilerken, sonrasında toparlansa da hala düşük seyrediyor. BAE ve Katar borsalarında da sert düşüşler gözleniyor.
Bölge kaynaklı enerji krizi, küresel enflasyon için de risk oluşturuyor.
"Küresel ekonomi Körfez petrolüne bağlı"
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akkaş, Dubai gayrimenkul endeksindeki hızlı düşüşün, kentin ekonomik açıdan bu süreçten ne kadar olumsuz etkileneceğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Kuveyt, Umman ve Bahreyn'in de benzer şekilde etkilendiğini kaydeden Akkaş, "Körfez ülkelerinin borsalarında düşüş var. Ancak BAE ve Katar'ın bundan çok daha fazla etkilendiği görülüyor. Özellikle BAE, hem turizm, hem finansal market, hem ticaret, hem de çalışanların ülkelerine dönmesi gibi etmenlerden dolayı etkileniyor." dedi.
Akkaş, Körfez'in petrol ve türevleriyle öne çıkan enerji zengini bir bölge olduğunu anımsatarak, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ya da enerji altyapısının zarar görmesinin, ülkeleri ciddi risklerle karşı karşıya bırakacağını söyledi.
Enerji sektöründeki bir sorunun, "yayılma etkisi" ile petrolle doğrudan ilişkisi olmayan sektörleri dahi etkilediğini belirten Akkaş, "Küresel ekonomi büyük ölçüde Körfez petrolü ve doğal gazına bağlı olduğundan, hemen her sektörde üretim maliyetleri artıyor ve bu durum küresel ekonomide enflasyonist baskı oluşturuyor." diye konuştu.
Akkaş, Körfez'in petrol öncesi dönemde ihracatının büyük ölçüde balıkçılık, inci avcılığı ve bu faaliyetlere dayalı ekonomik yapılardan oluştuğuna, ithalatında da yüksek katma değerli sanayi ürünleri ile tüketim mallarının öne çıktığına dikkati çekti.
Bunların başında kıymetli taşlar ve metaller, altın, elmas ve mücevherlerin geldiğini bildiren Akkaş, şu bilgileri verdi:
"Bu ürünler hem ithalat hem de ihracatta önemli bir yer tutuyor ancak ithalatta ilk sırada bulunuyor. Bunu, makineler ve mekanik cihazlar izliyor. Söz konusu ürünler, sanayi makineleri, türbinler ve üretim süreçlerinde kullanılan çeşitli makine ve teçhizatları kapsıyor. Üçüncü sırada da elektrikli ekipmanlar bulunuyor, bilgisayarlar, telefonlar ve diğer elektronik cihazlar bu kalemde öne çıkıyor. Son olarak otomobil ve yedek parçaları içeren motorlu taşıtlar, Körfez ülkelerinin en fazla ithal ettiği ürünler arasında yer alıyor."
"Doğrudan etkilenecek yerlerin başında Dubai geliyor"
Akkaş, savaşta en fazla etkilenecek yerlerin başında Dubai'nin geldiğini ve yeniden ihracata (re-export) konu olan ürünlerin, bu krizden doğrudan etkilendiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"BAE, başta Dubai Limanı olmak üzere yeniden ihracat (re-export) ülkesidir. Küresel deniz ticaretinin ve lojistik ağların önemli merkezlerinden biri olan Dubai, bu konumunu kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle doğrudan etkilenecek yerlerin başında Dubai öne çıkıyor. Özellikle yeniden ihracat faaliyetleri, deniz ticareti ve liman hakimiyetine dayalı sektörler, ciddi sıkıntılarla karşılaşıyor. Petrol ve doğal gazın neredeyse tüm sektörler için temel girdi olması nedeniyle, üretimde yaşanacak herhangi bir düşüş ya da lojistik aksaklık, otomotivden ambalaj sanayisine kadar geniş bir üretim yelpazesinde kesintilere yol açıyor. Plastik ve petrol türevlerinin hammadde olduğu üretim süreçlerinde ciddi sorunlar ortaya çıkıyor, bu durum fiyat artışlarını beraberinde getirerek enflasyonist baskı oluşturuyor. Zira petrol ve türevleri, günümüzde kullanılan pek çok ürünün üretiminde temel unsur olarak yer alıyor."
"Beyaz yaka personel ülkelerine dönebilir"
Bu tür krizlerden, yayılma etkisiyle hemen her sektörün etkilenebileceğine işaret eden Akkaş, bu ülkelerin iş gücünün büyük ölçüde yabancı çalışanlara dayandığını söyledi.
Akkaş, özellikle uzmanlık, yöneticilik ve teknik bilgi gerektiren mühendislik gibi alanlardaki beyaz yakalı ihtiyacının çoğunlukla batı ülkelerinden karşılandığını anlattı.
Beyaz yakalıların, dünyanın farklı bölgelerinde kolaylıkla iş bulabileceği, kendilerini güvensiz hissettikleri bir yerde bulunmak istemeyecekleri değerlendirmesinde bulunan Akkaş, şunları kaydetti:
"Kendi ülkelerine dönebilir ya da dünyanın daha güvenli bölgelerinde yer alan ülkelere giderek orada iş bulmayı tercih edebilirler. Bölgede yaşayanlar, beyaz yakalı çalışanların ülkelerine dönme eğiliminde olduğunu ifade ediyor. Buna karşılık mavi yakalılar açısından durum farklıdır, bu ülkeleri önemli bir fırsat olarak gördükleri için geri dönme oranları oldukça düşük kalıyor."
İlginizi Çekebilir