© Ekonomim

İran gerilimi yeniden tartışmaya açtı

ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları sonrası artan jeopolitik risk primi, doğal gaz piyasasında sert fiyat yükselişlerine yol açarken, AB'de Rus gazı yasağının sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda tanker geçişlerinin durması, dünya LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin gerçekleştiği bu stratejik hatta uzun süreli arz kesintisi endişelerini artırarak doğal gaz fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı güçlendirdi.

Piyasadaki tedirginliği artıran bir diğer gelişme ise Katar’dan geldi. Devlet enerji şirketi QatarEnergy’nin 2 Mart’ta Ras Laffan'daki LNG tesisinde üretimi durdurduğunu açıklamasının ardından şirket, 3 Mart'ta kısıtlamaların kapsamını genişleterek LNG ve bağlantılı ürünlerin üretimini de askıya aldığını duyurdu. 

Küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sini karşılayan Katar'daki kesinti, özellikle spot piyasada arz daralması endişelerini artırarak fiyatların son 48 saatte sıçramasına yol açtı.

Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de nisan vadeli kontratlar 27 Şubat'ta megavatsaat başına 31,95 avrodan kapanmıştı. Jeopolitik gerilimin tırmanmasıyla birlikte fiyatlar 2 Mart’ta yüzde 38,4 artışla 44,5 avroya yükseldi. 

Kontratlar 3 Mart’ta ise yüzde 20,4 artışla 54,29 avrodan kapanarak saldırılar öncesine kıyasla toplam artışı yüzde 69,9'a taşıdı.

Ukrayna savaşı öncesi AB gazının yaklaşık yüzde 45'i Rusya'dan karşılanıyordu

Rusya’dan gaz alımını sonlandırma kararı alan Avrupa ise artan jeopolitik riskler ve yükselen fiyatlar eşliğinde zorlu bir sınavdan geçiyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uluslararası ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, 2 Mart’ta yaptığı açıklamada yükselen enerji maliyetlerinin Avrupa ekonomisi üzerinde baskı yarattığını belirterek kıtanın enerji güvenliği açısından yeniden Rusya’ya ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

AB Konseyi ise ocak ayında üye ülke temsilcilerinin, Rusya’dan AB’ye boru hattı gazı ve LNG ithalatının 2027 sonuna kadar aşamalı olarak sona erdirilmesini öngören düzenlemeyi kabul ettiğini açıklamıştı. 

Rusya-Ukrayna Savaşı öncesinde doğal gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 45’ini Rusya’dan karşılayan AB’nin bu ülkeden gaz tedarik oranı geçen yıl yüzde 13’e kadar geriledi. AB ülkelerinin doğal gaz depolarındaki doluluk oranı ise yaklaşık yüzde 30 seviyesinde bulunuyor.

"AB, Rus LNG yasağından geri dönmesi zor"

Araştırma kuruluşu Energy Aspects Kıdemli Avrupa Gaz Uzmanı Erisa Pasko, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Avrupa'nın Rus gazından uzaklaşma sürecinin sürdüğünü belirterek, jeopolitik risklerin bu stratejiyi köklü biçimde değiştirmesinin zor olacağını söyledi.

Pasko, AB'nin, Rusya-Ukrayna arasında bir barış anlaşması yapılsa dahi Rusya’dan gaz alımını sonlandırma kararından vazgeçmeyeceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rusya-Ukrayna arasında barış sağlansa bile AB’nin 2027'de yürürlüğe girecek Rus LNG yasağını geri çevirmesi beklenmiyor. Kısa vadede siyasi ve hukuki engeller nedeniyle Rusya'dan ithalatın artması mümkün görünmüyor. Orta ve uzun vadede küresel LNG arzındaki artış ve Avrupa’da düşen talep sayesinde kaybedilecek Rus hacimlerinin ikame edilebileceği değerlendiriliyor."

Pasko, Avrupa'nın arz-talep esnekliğinin önemli bölümünü kaybettiğine değinerek, "Hollanda ve Norveç üretim esnekliğine ya da Rusya ve Cezayir'den boru hattı üzerinden kısa sürede ek gaz talep etme imkanına güvenmiyor. Bu nedenle Orta Doğu kaynaklı arzda kalıcı kayıp yaşanması halinde Avrupa fiyatlarının Asya'yı geride bırakmak için daha da yükselmesi gerekecek." diye konuştu.

Kısa ve orta vadede yükselen enerji fiyatlarının Avrupa’da enflasyon ve sanayi üretimi üzerinde baskı yaratabileceğini anlatan Pasko, Avrupa’da sanayi üretiminin savunma sanayisindeki artışın etkisiyle kısmen toparlandığını ancak gaz yoğun sektörlerde, özellikle kimya ve petrokimyada aynı eğilimin görülmediğini ifade etti. 

2026'da Avrupa LNG’sinin yüzde 60’ının ABD’den gelmesi bekleniyor 

Londra merkezli ICIS’te Küresel LNG Uzmanı Ed Cox da Avrupa’nın, Norveç'in ardından bloğun 2. büyük gaz tedarikçisi haline gelen ABD'ye ciddi ölçüde bağımlı olduğunu vurgulayarak, "2026'da Avrupa'ya gelen LNG’nin yaklaşık yüzde 60’ının ABD'den gelmesi bekleniyor. ABD LNG'sine bu düzeyde bağımlılık konusunda endişeler bulunsa da AB’nin önceliği Rus gazı ve LNG alımını bırakmak ve bunu gelecek 18 ay içinde aşamalı olarak sonlandırmak." dedi.

Cox, Avrupa’nın ABD LNG’sine bağımlılığının çeşitli avantaj ve riskler barındırdığının altını çizerek, “ABD LNG’sine bağımlılık, üretimin artması ve fiyatların gerilemesi halinde Avrupa’ya ilerleyen dönemde avantaj sağlayabilir. Ancak aynı zamanda Avrupa’yı daha geniş jeopolitik gelişmelere ve özellikle Asya’dan gelebilecek rekabetçi talebe karşı daha kırılgan hale getirir.” değerlendirmesinde bulundu.

AB'nin gaz talebini azaltmayı ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmayı hedeflediğini anlatan Cox, "AB'nin gelecek 10 yıl veya daha uzun süre LNG ithalatına güçlü biçimde bağımlı kalması bekleniyor. Avrupalı şirketlerin Katar LNG altyapısında uzun vadeli payları bulunuyor. Bu nedenle AB, Katar'dan Avrupa'ya istikrarlı LNG akışının sürmesini isteyecektir." diye konuştu.

Cox, Avrupa'nın farklı kaynaklardan LNG kargoları ithal ettiğini anımsatarak, "Bu ithalatın Kongo LNG projesinin kapasite artışı gibi yeni projelerle artması bekleniyor. Ancak bu projelerin hiçbiri Katar ihracatının ölçeğine ulaşamaz ve Katar kaynaklı olası arz kesintilerinin tüm küresel LNG alıcılarını etkileme riskini tek başına telafi edemez." ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER