Avrupa'nın rekabetçiliğinde Türkiye'nin kritik rolü
EKONOMİOİB, OSD ve TAYSAD, Avrupa Birliği'nin "Made in EU" yaklaşımında Türkiye'nin stratejik ortak olarak değerlendirilmesi ve otomotiv sektöründe Türkiye'den Avrupa Birliği'ne ihraç edilen ürünler ile taşıt araçlarının Avrupa Birliği menşeli kabul edilmesi yönündeki ortak çağrısını Brüksel'e taşıdı.
Avrupa Birliği kurumlarıyla gerçekleştirilen görüşmelerde, Türkiye'nin üretim gücü ve gelişmiş tedarik sanayisinin Avrupa'nın rekabetçiliğine sağladığı katkının altı çizildi. Avrupalı otomotiv üreticilerinin Türkiye'de son 20 yılda 20 milyar euronun üzerinde yatırım yaptığına da dikkat çekilerek, Türkiye'nin Avrupa otomotiv değer zincirinin vazgeçilmez halkalarından biri olduğu vurgulandı.
Avrupa Birliği'nin otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendirecek Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act – IAA) ve "Made in EU" yaklaşımında Türkiye'nin stratejik ortak olarak konumlandırılması, Türk otomotiv sanayisinin ana gündemini oluşturuyor. Bu kapsamda Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) temsilcileri, Brüksel'de Avrupa Birliği kurumlarıyla kapsamlı temaslarda bulundu.
Üç gün boyunca 12 farklı kurumla gerçekleştirilen görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisinin üretim, yatırım ve tedarik zincirindeki stratejik rolü rakamlarla ortaya kondu. Programın son gününde ise T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu'nun katılımıyla AB üyesi ülkelerin Brüksel'deki büyükelçileriyle bir araya gelinerek AB ve Türkiye otomotiv sanayilerinin ortak rekabet gücüne ilişkin değerlendirmeleri paylaşıldı.
Türkiye, Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası
Brüksel’de gerçekleştirilen görüşmelerde, Avrupalı otomotiv üreticilerinin Türkiye’de son 20 yılda 20 milyar euronun üzerinde yatırım yaptığına dikkat çekildi. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş tedarik ağıyla Avrupa otomotiv sanayisine yüzde 4 ila 9 arasında maliyet avantajı sağladığı ifade edildi. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 2020 yılındaki 125 milyar euro seviyesinden 2025 yılında 206 milyar euroya ulaşması da iki taraf arasındaki sanayi entegrasyonunun derinliğini ortaya koyuyor. Temaslarda, Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı ve güvenilir sanayi partneri olarak “Made in EU” yaklaşımı içinde değerlendirilmesinin Avrupa’nın rekabet gücüne, sanayi dayanıklılığına ve tedarik zinciri güvenliğine doğrudan katkı sağlayacağı vurgulandı.
Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin bir parçası
Türk otomotiv sektörü ile Avrupa otomotiv sektörlerinin ayrılmaz bir bütün olduğuna dikkat çeken OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, şunları söyledi:
“Brüksel'de üç gün boyunca Avrupa Birliği kurumları, sektör temsilcileri ve karar alıcılarla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ortak mesajımız çok netti: Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği temelinde gelişen entegre üretim yapısı, yalnızca Türkiye'nin değil Avrupa otomotiv sanayisinin de rekabet gücünü desteklemektedir.
IAA kapsamında oluşturulacak yeni düzenlemelerin bu güçlü entegrasyonu koruyacak şekilde kurgulanması gerektiğini tüm paydaşlarımıza verilerle aktardık. Avrupa ülkelerinde sanayide zayıflama, işten çıkarmalar, Türkiye’nin Çin’in arka bahçesi olacağı ve Avrupa otomotiv endüstrisine risk oluşturacağı yönündeki endişelere açıklık getirerek, Türkiye’siz bir Avrupa’nın rekabetçi olamayacağını kendilerine rakamlarla net bir şekilde açıkladık. Önemli bir yol aldığımızı düşünüyoruz, sürecin sektörümüz açısından olumlu sonuçlanması için çalışmalarımızı ilgili tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceğiz."
Güçlü entegrasyonun korunması hem Türkiye hem de Avrupa için stratejik bir gerekliliktir
Brüksel’de yürütülen görüşmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Türkiye otomotiv sanayisi; güçlü üretim altyapısı, kuvvetli tedarik sanayisi, nitelikli insan kaynağı ve yeni nesil mobilite yatırımlarıyla Avrupa otomotiv değer zincirinin stratejik bir parçasıdır.
Elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarının hız kazandığı bu dönemde, IAA kapsamında yürütülen çalışmaların mevcut sanayi entegrasyonunu gözeten, yatırımları teşvik eden ve öngörülebilirliği güçlendiren bir çerçevede şekillenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu güçlü entegrasyonun korunması, yalnızca Türkiye için değil, Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücü ve dirençli değer zincirlerinin geleceği açısından da stratejik bir gerekliliktir. IAA’nın nihai haline gelmesinde önümüzdeki birkaç ay son derece kritik önem taşıyor. Bu süreçte kamu, çatı kuruluşlar, STK’lar ve özel sektörün AB’deki muhatapları ile temaslarını hız kesmeden sürdürmesini son derece önemli görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dahil edildiği bir “Made in EU”, Avrupa’yı güçlendirir
Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir Avrupa otomotiv sanayisinin güçlü ve güvenilir üretim ortağı olduğunu vurgulayan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, şu açıklamalarda bulundu: “Bugün Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki toplam ticaret hacmi 206 milyar euro seviyesine ulaştı ve bunun önemli bölümünü otomotiv oluşturuyor. Bu noktada, Türkiye ve Avrupa otomotiv sanayileri aynı üretim ve tedarik ekosisteminin ayrılmaz parçaları konumunda. Türkiye'de AB ile otomotiv ticaretinde aktif faaliyet gösteren 1.500'ün üzerinde Avrupa sermayeli şirket de bu güçlü entegrasyonun en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
Türkiye'nin birlik menşei kapsamında değerlendirilmesi; Avrupa'nın sanayi dayanıklılığını, tedarik güvenliğini ve küresel rekabetçiliğini güçlendirecektir. Türkiye'yi dışarıda bırakan bir yaklaşım ise yıllar içinde kurulan entegre üretim yapısında belirsizlik yaratır ve Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü olumsuz etkiler. Elektrikli araç dönüşümünde de Türkiye, üretim kapasitesi ve pazar potansiyeliyle Avrupa için önemli bir büyüme ortağıdır. Ortak hedefimiz, Avrupa’nın rekabet gücünü artıran, tedarik zincirlerini güçlendiren ve iki taraf için de kazan-kazan sağlayan kapsayıcı bir ‘Made in EU’ yaklaşımının hayata geçirilmesidir.”
İlginizi Çekebilir